Arif Nihat Asya’nın vefatının ardından 49 yıl geçti

Türk tarihini, kültürünü bir kuyumcu titizliğiyle ele alıp şiirleştiren, Türk şiirinin milli sesi Arif Nihat Asya’nın vefatının ardından 49 yıl geçti.

Sahip olduğu milli ve manevi karakter, hissiyat ve düşüncelerini şiirlerine de yansıtan usta kalem, “Bayrak”, “Fetih Marşı”, “Kalk Yiğidim”, “Dua” ve “Naat” gibi önemli eserleriyle tanınıyor.

Asıl adı Mehmet Arif olan Asya, Tokatlı Ziver Efendi ile Tırnovalı Zehra Hanım’ın tek çocuğu olarak, 1904’te Çatalca İnceğiz köyünde dünyaya geldi.

Henüz 7 günlükken babasını veba hastalığından kaybeden Asya, annesinin yeni bir evlilik yapıp Filistin’e gitmesiyle akrabalarının yanında büyümek zorunda kaldı.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında “Gülşen-i Maarif Rüştiyesi”nde eğitim alan şair, bu dönemde hakim olan milliyetçi duyguların etkisiyle şiire başladı ve daha sonra eğitimini parasız yatılı olarak Bolu ve Kastamonu liselerinde sürdürdü.

Şiirlerinde sade bir üslup kullanan Asya’nın ilk şiirleri, hocası Enver Kemal Bey’in yönettiği “Gençlik” dergisinde yer aldı.

İlk şiir kitabı Heykeltıraş 1924’te okurla buluştu

Öğrenimine “Darülmuallimin-i Aliye”nin (Yüksek Öğretmen Okulu) Edebiyat Bölümünde devam eden Asya’nın ilk şiir kitabı “Heykeltıraş”, 1924’de bu okulda öğrenciyken yayımlandı.

Okul yıllarında Anadolu Ajansının yanı sıra İstanbul Postanesi’nde de çalışan şair, son sınıftayken ilk eşi Hatice Semiha Hanım’la evlendi ve çiftin iki çocuğu oldu.

Arif Nihat Asya, mezun olduktan sonra Adana Lisesi ile kız ve erkek öğretmen okullarında 14 yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptı.

Adana, Arif Nihat Asya’nın hem duygu dünyasını hem de şair gönlünü besledi. Şair, bu duruma dair “Çukurova beni yoğurmuştur. Çukurova’nın sıcaklığı ve Toroslar şair gönlümü beslemiştir. Karacaoğlan gibi, Dadaloğlu gibi büyük şairleri yetiştiren Çukurova insanı şiir doludur, sihir doludur.” ifadelerini kullanmıştı.

5 Ocak 1940’ta Adana’nın kurtuluşunun yıl dönümü kutlamaları için yazdığı “Bayrak” şiiriyle Asya “Bayrak şairi” unvanına sahip oldu.

Öğretmenlik döneminde Üsküdar Mevlevihanesi’nin son şeyhi Ahmet Remzi Akyürek ile tanışan Asya, tasavvufi şiirler de kaleme aldı.

Hem edebi hem de kişisel hayatında önemli yeri olan Mevlevilik düşüncesini 1933 yılında tanımaya başlayan ve Mevlevi Dedesi Ahmet Remzi Akyürek’ten el alan Asya, Mevlevilik çilesinden geçerek Mevlevi şeyhi rütbesine erişti.

Askerdeyken “Asya” soyadını aldı

Usta şair, askerlik görevi esnasında “Türklerin ata vatanına, özlemin bir tezahürü olarak” Asya soyadını aldı.

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü” mısraıyla başlayan “Bayrak” şiiriyle tanınan ve “Bayrak Şairi” olarak anılmaya başlayan Asya’nın 1940’ta yazdığı bu şiiri, önce “Görüşler” dergisinde, daha sonra da “Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor” adlı şiir kitabının 1946’da çıkan ilk baskısında yer buldu.

İlk evliliğini sonlandırarak kimya öğretmeni Servet Akdoğan ile ikinci evliliğini yapan şairin bir kız, bir erkek çocuğu daha oldu.

Adana milletvekilliği görevinin ardından çeşitli yerlerde öğretmenlik yapan ve 1962’de emekli olan bayrak şairi, 5 Ocak 1975’te tedavi gördüğü Ankara Numune Hastanesi’nde vefat etti.

Şiirlerinde kahramanlık ve tarih duygularını işledi

Arif Nihat Asya’nın şiirlerinde halk ve divan edebiyatı nazım şekilleri yanında modern edebiyatın nazım şekilleri de yer buldu.

Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap kaleme alan Asya, şiirlerinde kahramanlık ve tarih duygusu, din, aşk, tabiat ve memleket güzelliklerini konu edindi. Üslup açısından titiz bir şair olarak kabul edilen Asya, şiirlerini bir biçim disiplini çerçevesinde yazdı.

Eserlerini ince mecazlar ve telmihlerle zenginleştiren usta şair, Türkçeye ciddi bir işlev ve sorumluluk yükleyerek, dilini bir şuur durumu olarak düşündü.

Asya, “Biz, kısık sesleriz, minareleri sen ezansız bırakma Allahım! ya çağır şurda bal yapanlarını, ya kovansız bırakma Allahım!” mısralarıyla başlayan “Dua”nın da arasında bulunduğu şiirlerinde milli ve manevi duyguları işledi.

Bütün eserleri 1975-1977 yıllarında 12 kitaplık bir külliyat halinde basıldı

Türkiye’nin farklı bölgelerindeki okullara ismi verilen, adına her yıl şiir ezberleme yarışmaları düzenlenen Asya’nın düşünce ve deneme türünde “Kanatlar ve Gagalar”, “Enikli Kapı”, “Terazi Kendini Tartamaz”, “Tehdit Mektupları”, “Onlar Bu Dilden Anlar”, “Aramak ve Söyleyememek” ve “Kanatlarını Arayanlar” adlı eserleri bulunuyor.

Arif Nihat Asya, “Heykeltıraş”, “Yastığımın Rüyası”, “Ayetler”, “Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor”, “Kubbe-i Hadra”, “Kökler ve Dallar”, “Emzikler”, “Dualar ve Aminler”, “Aynalarda Kalan”, “Bütün Eserleri”, “Rubaiyyat-ı Arif”, “Kıbrıs Rubaileri”, “Nisan”, “Kova Burcu”, “Avrupa’dan Rubailer” gibi pek çok şiirini Türk milletine miras bıraktı.

Şairin daha önce yayımlanmamış yazılarıyla beraber bütün eserleri 1975-1977 yıllarında 12 kitaplık bir külliyat halinde basıldı.

Asya’nın “Bayrak”, “Fetih Marşı”, “Kalk Yiğidim”, “Dua” ve “Naat” gibi pek çok şiiri halen edebiyatçı, siyasetçi ve kanaat önderlerinin konuşmalarında sıkça yer buluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir